15 Temmuz’un artçı sarsıntıları, her alanda kendisini hala hissettiriyor.

Bu artçılardan bir an evvel kurtulmayı konuşmalıyız.

Öyleyse nedir bu dar alanda paslaşmalar ?

 

 

Ülkemiz için önemli kayıplara sebebiyet veren hain saldırıyla, siyasetten ekonomiye eğitimden bürokrasiye kadar her alanda mücadele verilmekte.

 

Rusya ile kriz, ardından Amerika ile yaşadığımız sorunlar, komşu Suriye den bize de yansıyan savaş, Irak’taki halk oylaması, dövizdeki büyük artış, emlak vergisi-motorlu taşıtlar vergisi-kurumlar vergisi gibi kamu girdilerinde belirlenen anormal artış oranları,  geleceği söylenen akaryakıt zammı gibi olumsuz gelişmeler bizleri içte ve dışta güvensiz kılıyor.

 

Darbe girişimini gayretleriyle boşa çıkaran halk, devletin şefkatli elleriyle daha demokratik günlere eriştirilmeli, ekonomik darboğazdan kurtarılıp nefes alması sağlanmalı, geleceğe dair kaygılarından arındırılmalıydı.

 

Ne var ki gündem, şaşırtıcı ve bezdirici şekilde mütemadiyen belediye başkanlarının istifaları ile meşgul.

 

Oysa biz,  sorunlarımızın çözülmesi beklentisindeyiz. Ve yeni sorunlarla yüzleşmek istemiyoruz.

 

Ülkemiz bir yandan FETÖ depreminin kalıntılarını temizlerken, bir yandan da geleceğe dair iyi şeyler başarmalıdır.

 

FETÖ hain  örgütlenmesinin ceremesini, bu hainliğin içinde yer almayan bizler çekmemeliyiz.

 

Ülkemiz için savaşan  vatan sevdası-cumhuriyet aşığı bizler ve seçerek belirlediğimiz yönetenlerimiz, hep birlikte; geleceğe bakmak ve birlikte bu karabasandan çıkmak zorundayız. 

 

Hızla demokratikleşmeye doğru yönümüzü dönmemiz, KHK ler devrini kapatmamız, mülkün temeli olan adalete inancı kuvvetlendirmemiz, gençlere verilen eğitimin kalitesini yükseltmemiz ve sınav sistemlerinin değişkenliğini ortadan kaldırmamız gerekiyor.

 

Gençleri mutlu ve umutlu ülke olmamız gerekiyor.

 

Esnafın elinin-cebinin para görmesi, siftahsız gün geçmemesi gerekiyor.  

 

Bu taleplerimizi ifade eden kuvvetli sesler çıksın istiyoruz, sivil oluşumların ve basının özgürlüklerinin genişletilmesini, KONUŞAN TÜRKİYE’ nin yaratılmasını istiyoruz. 

 

Hayatımıza yön verecek yasalar yapılırken ve icraatlarda bulunulurken, halkın tereddütlerinin- hissiyatının dikkate alınmasını istiyoruz.

 

Dış politikayı yeniden ve barışçıl ilkelerle ilmek ilmek örmek, “barış” dilini tesis etmek, hapishanelerde çürüyen kalemlere özgürlük vererek, bunu dillere pelesenk eden ve bizi eleştiren Avrupa ülkelerinin hesaplarını bozmak gerek diyoruz.

 

Yönetenlerimiz ile birlikte, AB kriterleri yolundaki reformlarımızı, dış ülkelerle ticaretin geliştirilmesi projelerini, Türk Gençlerinin gelişen teknolojiyle bezeli ve hayal güçlerini geliştirecek eğitimi konuşmayı tercih ediyoruz.

 

Kavgalar- azarlar-istifalarla, günlük siyasetle kıymetli enerjimizi yok etmemeliyiz. Çünkü bu sıradanlığı hak etmiyoruz.

 

Üreten Türkiye’yi, zamlarla demoralize etmemeli, aksine yaratıcılığı-girişimciliği beslemeli-özendirmeliyiz.

 

TÜRKİYE YE SINIF ATLATMALIYIZ ?

 

Ancak az gelişmiş ülkelerin gündemlerinde olabilecek, kısır ve faydasız gündemlerden kurtulmalıyız.

 

Umudumuzu besleyecek yatırımlardan, finansal kaynak müjdelerinden, bilim-sanat merkezleriyle donanmaktan,  Türk Sanatının uluslararası ödüllerinden, özgür düşünen insanlar ülkesi olmaktan bahsetmeliyiz.

 

TV de haberleri izleyince umut ve güvenle dolmalıyız.

 

Türk Halkının bu yüksek beklenti ve talepleri karşılanmalıdır.

 

 

Melek SÖZKESEN

Yön.Krl.Bşk.